Değerlendirmeler

Değerlendirmeler

Donald Trump’ın Azil Davası Dahilinde Adalet ve Meşruiyet Tartışmaları - Ocak 2020

ABD’de, mevcut Başkan Donald Trump’ın göreve seçildiği günden bu yana süren tartışmalar, hakkında azil sürecinin başlatılmasıyla birlikte artık başka bir boyuta taşınmış durumda.

Amerikan siyasetinin pek yabancı olmadığı azil tartışmaları ve süreci, hukuki anlamda da ABD’de, sıklıkla tartışılan ve bu vesile ile de ülkenin kamuoyunu fazlasıyla meşgul eden bir konu. Özellikle de azil sürecinin başlatılması, işleyişi ve sonuçlandırılması adına hukuki hususların ne şekilde ortaya konacağı meselesi, Amerikan hukukunun da yıllardır içerisinde çıkmakta zorlandığı bir süreç.

Öncelikli olarak şunu belirtmekte fayda var: ABD’de, ulusal hukukun gereği olarak ABD Başkanı olan kişinin azil sürecine dair yargılama Senato’da gerçekleştirilmekte. Senato’da, Trump’un üyesi olduğu Cumhuriyetçi Parti çoğunluğa sahip. Bu durum, Trump’ın azil davası açısında, Trump ve Cumhuriyetçiler açısından büyük bir avantaj. Fakat bu süreç nasıl sonuçlandırılırsa sonuçlansın, Cumhuriyetçi Parti içerisinde, Trump’ın uygulamalarının hukuki anlamda sakıncalı olduğunu düşünen birçok kesim bulunmaktadır.

Hukuki açıdan sürece bakıldığında ise ilk aşamada, yargılama sürecinin usullerinin belirlenmesine dair bir oturum söz konusudur. Bu aşamada, tanıkların dinlenip dinlenmemesine dair bir teamül ön plana çıkmış olmasına karşın Demokrat-Cumhuriyetçi tartışmalarında, Demokrat Parti’nin yoğun talebi olan, kritik konumdaki isimlerin dinlenmesi hususu, Cumhuriyetçilerin ret oyu ile ortadan kaldırılmıştır. Bu durum, hukuki anlamda bir çatışmanın olması adına gereken zemini hazırlamaktadır. Çünkü Demokrat Parti, haklı gerekçeler ile Başkan Trump’ın görevini ne şekilde kötüye kullandığını ispatlamaya çalışırken önemli ve sonucu etkileyebilecek türden tanıkların dinlemesine engel konması; bunun da ötesinde, engeli Cumhuriyetçi kesimin koyması, adil bir yargılama sürecinin söz konusu olup olmadığı konusunda tartışmaları körüklemiştir.

ABD’de, başkanların azil süreçleri içerisinde, tanıkların dinlenmesi adına ek bir maddenin yargılama kurallarına dahil edilmesi gerekmektedir. Bu durumun gerçekleşmesi adına da Senato’da bir çoğunluk oyuna ihtiyaç duyulmaktadır. Nitekim Cumhuriyetçiler bu çoğunluğa sahip olmaları vesilesi ile tanıkların dinlenmesine dair ek maddeyi yürürlüğe koydurtmamıştır. İşte tam bu noktada, ABD’deki birçok hukukçunun, uzun yıllardan beridir değişikliğe uğramaması ve içeriğindeki değişiklikler mücbir sebepler olmadıkça söz konusu olmayan ABD Anayasası’nın konuyla ilintili hususlarıyla Senato süreçlerinin içeriğini yoğun bir şekilde eleştirdikleri görülmüştür. Özellikle de azil süreçlerinin Senato’daki çoğunluğun kaderine bırakılmasının, ülkenin kaderinin de çoğunluğa bırakılması anlamına geleceğini düşünen söz konusu hukukçular bu sürecin baştan tasarlanması gerektiği konusunda ısrarcıdır.

Öte yandan Başkan Trump’ın azil sürecine dair hukuki anlamda getirilen eleştirilerden bir diğeri de yine Demokrat kesimin üzerinde durduğu davanın sürecidir. Buna göre Başkan Trump’ın azil süreci bir ay gibi kısa bir zaman diliminde sonuçlandırılırken, Demokratlar açısından eleştirilen en önemli husus, bir yargılamadan ziyade bir sorgulamanın yapılmış olması ve Cumhuriyetçi Parti temsilcilerinin detaya inilmeden Trump’ın bir oldu bitti ile aklamış olmalarıdır. Tanıkların dinlenmemesi, delillerde detaylara inilmemesi ve Demokrat Parti temsilcilerinin söylemlerinin mahkeme içerisinde yeterince uzun süreli olarak değerlendirilmemesi, Demokratlar tarafından, sürecin hukuki nitelik taşımadığı ve yenilenmesi gerektiği konusunda eleştiri ve suçlamaların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Başkan Trump’ın azil sürecine dair yapılan ilk oylamada, 48 Senatör Trump hakkındaki görevini kötüye kullanma suçlanmasını savunmak sureti ile oy kullanırken, 52 Senatör bu kararın karşısında durarak ret oyu kullanmıştır. Bu basit matematik hesabına göre Başkan Trump, tüm suçlamalardan aklanmıştır.

Azil sürecinin hukuki statüsüne dair getirilen eleştirilerden bir başkası da Başkan Trump hakkında, birçok farklı hususta suçlamalar söz konusu iken bu suçlamaların hemen hepsinin bir tek oylama ile değerlendirilmiş ve olması sonucun ret olarak açıklanmasıdır. Cumhuriyetçiler, hukukçu olsun ya da olmasın, Başkan Trump’ın hakkındaki ciddi suçlamaların tek tek dinlenmemesinin adil, açık ve kamuoyunun vicdanını rahatlatacak nitelikte olmadığını dile getirmişlerdir. Fakat 6 Şubat’ta sona eren azil duruşmalarının ardından, Başkan Trump’ın kamuoyunda elde ettiği desteğin %49 seviyesine yükseldiğinin görülmesi, toplum nezdinde, Başkan Trump açısında, davanın adaletsiz ve O’nunla Amerikan çıkarlarına zarar vereceği fikrinin yaygın hale geldiğini üstü kapalı da olsa ortaya koymaktadır.

Azil davalarının sonuçlanması sonrasında Başkan Trump ve Cumhuriyetçi kesimin yaptığı açıklamalarda da bir adalet ve meşruiyet vurgusunun bulunduğu görülmektedir. Buna göre Başkan Trump yargılamayı adil olarak değerlendirmezken, Cumhuriyetçiler ise Başkan’a karşı hukuki olarak sergilenen tavrın, ABD Anayasası’nda ve hukuki teamüllerinde eşi benzeri olmayan bir hatalar silsilesi olduğunu belirtmişlerdir. Ortaya çıkan tablo, azil süreci ile birlikte Amerikan hukuki yapısının kimse açısından sağlıklı bir biçimde değerlendirilip uygulamaların da şekilde, sağlıksız bir şekilde ortaya çıktığını göstermektedir.

ABD, dünyadaki birçok farklı başkanlık sistemi uygulamaları arasında, kendisine özgü yapısı bulunan ve bu açısından eşsiz(!) olarak nitelendirilebilir. Fakat azil süreci gibi bir duruma bakıldığında, aslında Amerika hukuki yapısının, böylesine kritik bir süreç için yeterli derecede sağlıklı bir yargılama mekanizmasını da ortaya koyamadığı görülmektedir. Zira çoğunluk bir kesimin, suçlanan üyesinin, bir şekilde korunması, hatta Başkan Trump’ın azil davasında gözlemlendiği gibi dava sürecinin içerisinde, uluslararası hukukun da öngördüğü delil ve legal iddiaların hiçbir şekilde göz önünde bulundurulmaması, azil davasının/davalarının, siyasi çatışma ve çekişmeler içerisinde bir rutin uygulamadan öteye geçememesine sebebiyet vermektedir.